Web siteniz mobil uyumlu mu
Marka Pazarında Rekabet
Marka

Neden Birden Fazla Markaya Sahip Olmalısınız?

Antep Fıstığını gerçekten çok seviyorum. Bir hayalim var. Doğum günüm için tam bir oda dolusu kabuklu Antep fıstığı…

Oda bir buçuk metre yüksekliğinde Antep fıstığı dolu. Milyonlarca Fıstık. Fıstık odası!.. Mutluyum… Fıstık odası dışında fıstıklar pahalı, içeride bedava.

Fıstık odasında bir tek kural var. Fıstıkları yedikçe kabuklarını odada bırakmak zorundayım. Onları beraberimde dışarı çıkaramam. Olsun hiç sorun değil… Yani ilk birkaç gün, birkaç hafta ya da ay için. Ancak yıllar geçtikçe fıstığı bulabilmek daha uzun zaman alacak ve daha çok uğraştıracak. Araya kabuklar girmeye başlayacak, yenmemiş fıstık bulabilmek için kabuklar arasında saatler geçecek….

Bu durumda buna bir son vermek zorundayım. Kabuk dağlarının derinliklerinden bir fıstık bulabilmek için saatler harcamaktansa marketten para vererek almak daha akıllıca olacak.
Markete gidiyorum. Fıstık reyonuna. Bir sürü fıstık markası var burada. Ambalajı güzeller, kabuğu soyulmuşlar, küçük paketler, büyük paketler, ucuzlar, pahalılar….. Acaba hangisini alsam?… Ben hem ucuz hem ambalajı güzel hem de lezzetli olanı istiyorum…
Aslında hepimiz aldığımız her üründe aynı şeyi istiyoruz. Kalite, en iyi hizmet ve ucuz fiyat….
Bu durumda işletmelerin işi çok zorlaşıyor. Yukarıdaki örnekte olduğu gibi kaynaklar tükendikçe maliyetler artıyor. Arz  Talepten çok daha fazla bu sebeple birbirine benzer ürünler hızla çoğalıyor. Artık sıfır kar marjının hakim olduğu günümüz pazarlarında bir şirketin hayatta kalabilmesi gerçekten çok zor.
Tüketici çeşitliliği çok ve hepsine aynı markayı sunup rekabet etmeye çalışırken, bir taraftan da mevcut müşteriye daha uygun tercih sunan rakiplerle uğraşmak gerek. Kalitenin maliyeti yüksek… Çünkü kaynaklar kısıtlı ve maliyeti arttırıyor.

Farklı kalitedeki ikame malzemeyi markaya kullanmanın  riski çok yüksek çünkü markanın eldeki mevcut müşterisinin alıştığı kalite var.

Peki ne yapmalı?

Bu durumda farklı taleplere göre farklı markalar bir zorunluluk haline geliyor. 2, 3, 4, ya da daha fazla…. Artık TALEBE GÖRE ARZ ZAMANI!…

Büyük veya küçük tüm işletmelerde aynı şeyi görüyoruz. Beyaz eşya da Sabancı 2 markayla aynı kulvarda hem birbiriyle hem de rakiplerle savaşıyor. Arçelik ve Beko ya da Ülker kaç çeşit fıstıklı çikolata markası var? Ben hatırlayamadım Ya siz?

Rekabet ortamında hayatta kalmak için sizin kaç markanız var?

Article written by Reyhan

Aklımda kırk tilki, kırkınında kuyruğu birbirine değmiyor. İstanbul’da büyüdüm. İstanbul’da yaşam her zaman karışıktır. Bu nedenle hep koşuşturma içerisinde olur insan. Çocukluğumda gazeteci olmak isterdim. Olmadı… Şimdi Blog yazıyorum. Hakkımda daha detaylı bilgiye ulaşmak isteyenler http://www.reyhanacikelli.com/ ‘da yer alan kişisel sayfamı inceleyebilirler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Web siteniz mobil uyumlu mu