Web siteniz mobil uyumlu mu
yaşam ziyafeti
Yaşam

Ziyafete Davetlisiniz

Başarı, sağlıklı mutlu ve huzurlu bir yaşam herkesin ana dileğidir.

Ancak Günlük rutin işler, aile, patron, iş arkadaşları,  yol çilesi, bitmeyen diğer sorumluluklar …ve bunların sürekli tekrarlanan bir monotonlukta olması…

Bunlar çoğu zaman çok sıkıcıdır. Depresyona, mutsuzluğa yol açar. Sonra her şey daha kötü gitmeye başlar. Geldi mi üst üste gelir…Oysa ki hayat süprizlerle doludur…

Beklenmedik anlarda hayal bile edemeyeceğiniz şeylerle karşılaşabilir; ya da beklediğiniz , ama umudunuzu kestiğiniz, artık olmayacağına inandığınız şeyler gerçekleşebilir?. Buna kader, takdiri ilahi, kısmet, şans gibi şeyler de denir.

Hayat, ramazanlarda sokaklara kurulan uzun, büyük iftar sofralarındaki ziyafetlere benzer. Herkes davetlidir…Ancak herkes oturacak yer bulamaz.

Belki de nedeni hayatta yaptıklarınızın  çok önemli bir yer tutuyor olması ya da yapamadıklarınızın da hayatınızı şekillendiriyor olmasıdır.

Bu nedenle Hayat sofrasında güzel bir yer kapabilmek için,  doğru zamanda,doğru yerde, doğru şekilde ve doğru şeyi yapıyor/yada yapmıyor olmalısınız.

Zamanı iyi ve üretken kullanmakla ilgili düzenlenen kurslarda anlatılan bir hikaye vardır;

Bir gün,  Üniversite hocası sınıfa elinde kavanozla gelir. Ve öğrencilerine;

“Haydi, küçük bir deney yapalım,”der.

Masanın üzerine elindeki kocaman kavanozu koyar. Sonra bir torbadan irice kaya parçaları çıkarır. Dikkatle üst üste koyarak kavanozun içine bu kaya parçalarını yerleştirir. Ve Kavanozda taş parçası için yer kalmayınca sınıfa sorar:

“Kavanoz doldu mu?”

sınıftaki herkes:

“Evet , doldu” yanıtını verir.

“demek doldu ha!” yanıtını verir hoca. Hemen eğilip bir kova küçük çakıl taşı çıkartır. Kavanozun tepesine döker. Kavanozu eline alıp, sallayarak küçük parçaların büyük taşların sağına soluna yerleşmesini sağlar.

Ve yeniden sorar öğrencilerine;

“Kavanoz doldu mu?”

işin sanıldığı kadar basit olmadığını sezen öğrenciler;

“Hayır,tam da dolmuş sayılmaz,” derler. “Aferin!” der hocaları. Masanın altından bu kez de bir kova dolusu kum çıkartır. Kumu kaya parçaları ve küçük taşların arasındaki bölgeler tümüyle doluncaya kadar döker. Ve yeniden sorar:

“Kavanoz doldu mu?” “Hayır, Dolmadı!” diye bağırır öğrenciler. Yine “Aferin!” der Hoca. Bir sürahi su çıkarıp kavanozun içine dökmeye başlar.

Daha sonra şunu sorar; ” Bu gördüklerinizden nasıl bir ders çıkardınız?”

Atılgan bir öğrenci hemen cevap verir; ” Şu dersi çıkarttık. Günlük iş programınız ne kadar dolu olursa olsun, her zaman yeni işler için zaman bulabilirsiniz.”

“O da doğru ama..” demiş Hoca. “Çıkartılması gereken asıl ders şu:

“Eğer Büyük taş parçalarını  baştan kavanoza koymazsanız, daha sonra asla koyamazsınız.” Ve ardından herkesin kendi kendisine sorması gereken soruyu sormuş:

“Hayatınızdaki büyük taş parçaları hangileri, onları ilk iş olarak kavanoza koyuyor muyuz? Yoksa kavanozu kumlarla ve suyla doldurup, büyük parçaları dışarıda mı bırakıyoruz?

 

 

Article written by Reyhan

Aklımda kırk tilki, kırkınında kuyruğu birbirine değmiyor. İstanbul'da büyüdüm. İstanbul'da yaşam her zaman karışıktır. Bu nedenle hep koşuşturma içerisinde olur insan. Çocukluğumda gazeteci olmak isterdim. Olmadı... Şimdi Blog yazıyorum. Hakkımda daha detaylı bilgiye ulaşmak isteyenler http://www.reyhanacikelli.com/ 'da yer alan kişisel sayfamı inceleyebilirler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Web siteniz mobil uyumlu mu