Web siteniz mobil uyumlu mu
Rıza Günay-Stres Koçu
Güncel

Mazlum’u Getirin bana! Ee Yanlış Oldu Rıza Günay Diyecektim….

Rahmetli Kemal Sunal ‘ın yıllar önce oynadığı “Şark Bülbülü” filmini bilmeyenimiz yoktur. Filmin Bir bölümünde Rahmetli Yeşilçam emektarı Yadigar Ejder’in canlandırdığı “Mazlum” tiplemesi vardı. Gazinocular Kralı “Mazlumu getirin bana…” dediğinde iri kıyım mazlum, kendisinin yarısı kadar olan patronundan para karşılığında, tabiri caizse “helak” olana kadar dayak yerdi. Böylece de Döven kişi Rahatlamış olurdu.

Yıllar sonra Rıza Günay Bu filmi gerçek yaptı. Para karşılığında Dayak yemeye başladı. Bu işi o kadar meslek olarak benimsemiş ki Rıza Günay, 09.12.2010 tarihinde “stres koçu” ismini 41. Sınıflandırmada(eğitim-öğretim, organizasyon sınıflandırmasında) marka başvuru yaparak tescilini bile almış.
Peki kimdir bu Rıza Günay; http://www.streskocu.com sitesinde yer alan bilgilere göre 1971 doğumlu ve subay bir babanın oğlu. Sporla çok iç içe olduğunu belirtmiş aynı zamanda sitesinde. 2009 yılından itibaren de “dayak yemek” konusunu araştırıp, düzenleyip uygulamaya başlamış. Kendi deyimi ile “beat-it” .
Bu işi yapma gerekçesini ise şöyle açıklıyor :
“DÜNYANIN VE TÜRKİYE’NİN İLK VE TEK STRES KOÇU
Hem adıyla hem içeriğiyle kendine özgü 3 Metodu icat eden ve geliştiren Bire Bir Seanslar uygulayan Aşağıdaki Yöntemlerin MUCİDİ
CANLI KUM TORBASI : Müzikle ritim tutarak ve sadece savunma yaparak kişinin bilinç altına inerek deşarj olmasını ve rahatlamasını sağlayan metot.
HAYKIRMA BAĞIRMA ÇAĞIRMA : Bilinç altındaki olumsuz düşünceleri ve duyguları(Endişe, Öfke, Kıskançlık. Korku) STRES KOÇU’na yansıtılması esasına dayanan metot.
WORK UP : Kişiye Bire bir müzikle bir çeşit sohbet şeklinde olumsuz düşünce ve duyguların özüne inilmesinin sağlanması ve olumsuzlukların belirleyip strateji geliştirerek rahatlama esasına dayanan metod.
BU 3 ÇALIŞMA STİL’İN BİRLEŞTİRİLMİŞ ŞEKLİNE İSE KARMA METODU DENİR.”
*****
Rıza Günay’ın bu işi markalaştırmak ve mesleğini bu iş olarak devam ettirmek istemesini saygıyla karşılıyorum. Ve markalaşma yönündeki reklam girişimlerinin olumlu sonuç verdiğine , bu işe başkalarının da atılacağına eminim.
Ancak benim takıldığım nokta; Şiddeti Normalleştirme Süreci…
Şiddete hayırBugün gazeteleri okurken Hürriyetteki bir videoda (http://bit.ly/y03yg9) Seda Sayan Rıza Günay’ı tokatladıktan sonra yetinmeyip, diğer konuğu olan yaşlı Bey’i de ayağa kaldırıp, ikinizi birden tokatlamak istiyorum … şeklinde konuşmaya başladı. Ve emin olun o sırada gerçekten samimiydi. Bundan zevk aldığı gözlerinden belli oluyordu. Yine aynı şekilde Rıza Günay’ı programına çağıran bazı sunucular, kişiyi programlarında tokatladılar. ..He diyeceksiniz şimdi Döven razı, dövülen razı.. sana ne!
Ancak bana ne değil, Bir taraftan “kadına şiddete hayır!” “Çocuğa şiddete Hayır!” “İnsana, hayvana, her canlıya hayır !” Diyoruz..
Bir taraftan etrafımızda yaşanan kabalıklardan şikayet edip, çocuklarımıza, “arkadaşlarınla kavga etme, küfür etme, insanları sev, hayvanları sev!” diyoruz…
“Şiddet karşıtı yasalar çıkarttırmak için uğraşıyoruz”…Ama sonra…
Sonrasında televizyonun en çok izlenen dizilerinde, polislerin her sözünden “lan” eksik olmuyor. Biplemeler de herkes ne dendiğini biliyor zaten. Dayaktan bahsetmiyorum bile…
Meclis TV. +13 Yayını yapıyor zaten, aynı küfürlü konuşmalar, birbirine girmeler orada da var..
Ve şimdide birisi çıkmış “beni dövmek için para verin” “Dövün ve rahatlayın” diyor.. Medyamızda reklamını yapıyor… Oysaki ne kadar tezat , ne kadar yazık…
Ya ne istediğimizi tam olarak bilmiyoruz, yada gerçekten ruhsal sorunlarımız var.. Şiddet bir rahatlama yöntemi değildir. İnsanların en büyük özelliği düşünebilmesidir. Bugün Dünyada Stresle başa çıkmak için yüzlerce kanıtlanmış yöntem varken, şiddet gibi bulaşıcı bir davranışı nasıl, rahatlama yöntemi olarak düşünebiliriz.
Rıza Günay’a Para verip onu döven kişinin bu işi orada bırakacağını kim söyleyebilir… Rıza Günay’a vuran kişi evde hiç para vermeden, neden karısını yada çocuğunu dövmesin…?

Lütfen Kendimize gelelim ve Şiddeti normalleştirmeyelim. Şiddet bir çözüm değil, Sorundur..

Article written by Reyhan

Aklımda kırk tilki, kırkınında kuyruğu birbirine değmiyor. İstanbul'da büyüdüm. İstanbul'da yaşam her zaman karışıktır. Bu nedenle hep koşuşturma içerisinde olur insan. Çocukluğumda gazeteci olmak isterdim. Olmadı... Şimdi Blog yazıyorum. Hakkımda daha detaylı bilgiye ulaşmak isteyenler http://www.reyhanacikelli.com/ 'da yer alan kişisel sayfamı inceleyebilirler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Web siteniz mobil uyumlu mu