Web siteniz mobil uyumlu mu
Araştırma

Gerçekten Büyüyor Muyuz?

“Büyüdük,Büyoruz,Gelişiyoruz” Diyenler bir tarafta; Diğer tarafta ise Ekonominin hiçte iyi gitmediğini söyleyenler var. Her Üç iş yerinden 1 tanesi kapanıyor. Küçük ve orta ölçekli işletmeler için durum pek de iyi değil.
Halktan biri olarak,kendimin ve çevremin görüşü pek de büyüdüğümüzü söylemeyenlerden. Geçenlerde mahallemizin en eski pastanesi olan Köşem Pastanesinin ( annemin söylediğine göre kuruluşu 1978’lerden) kapandığına şahit oldum. Yerine devralanlar orada Sultanahmet köftecisi açtılar. Darbeler görmüş, o durumda bile faaliyeti durdurmayıp kapanmamış bir kuruluşun Ekonominin gelişiyor dendiği bu yılda neden kapandığı üzerinde durulmalı bence…

Bir diğer konuda Sınai mülkiyet hakları, dünyada küresel rekabet açısından artan önemine paralel olarak ülkemiz sanayisinin önemli bir gündem maddesi haline başlaması. Bu açıdan bakıldığında Türk Patent Enstitüsüne yapılan patent, marka ve tasarım başvuruları 2011 yılında çok dikkat çekici bir şekilde artış göstermiştir. 2011 yılında bir önceki yıla göre yerli patent başvurularında
%26, yerli marka başvurularında %42 ve yerli tasarım başvurularında %20 oranında artış yaşanmıştır. Bu artışlarla Türkiye, yaklaşık 118 bin başvuruyla Avrupa’da en çok marka başvurusu yapılan ülke konumuna gelmiştir. Bu sayısal veriler bazı çevrelerce, ülkemiz sanayisinin ve ekonomisinin doğru yolda olduğunun açık bir göstergesi olarak görülmektedir.

Markalaşmanın Ülke ekonomisinin gelişmesinin göstergesi olduğu görüşüne göre, sektörlere göre marka başvurularına bakacak olursak;

2011 yılı içerisinde yapılan yerli marka başvurularının sınıfsal bazda dağılımını gösteren Şekil 15  incelendiğinde, en çok başvurunun yaklaşık %12’lik oranla perakende satış  hizmetlerinin yer aldığı 35. sınıfta gerçekleştiği görülmektedir. Gıda ürünlerinin yer aldığı 29. ve 30. sınıflarda yapılan başvurular ise, tüm başvuruların yaklaşık %11’lik bölümünü oluşturmaktadır. Giyim eşyalarının yer aldığı 25. sınıf için yapılan başvuruların ise toplam yerli marka başvurularının
%5’ini oluşturduğu görülmektedir. 41. sınıfta yer alan hizmetlerde yapılan marka tescil başvuruları da toplam yerli marka başvurularının yaklaşık %5’lik kısmına tekabül etmektedir. Diğer sektörler içinse görüleceği gibi kayda değer bir başvuru oranı görülmemektedir. Burdan çıkarılacak önemli bir sonuç, Tüketim toplumu olma yolunda hızla ilerlediğimiz yönünde olacaktır. İmalat, sanayi ve teknoloji yönünde yapılan markalaşma çalışmaları yetersizdir.Peki Yurtdışından ülkemize gelen marka başvuruları hangi sektörde? Yurtdışındaki firmalar ülkemize ağırlıklı olarka hangi sektörler için giriş yapıyor?

“Yurtdışından, Ülkemize  en çok teknolojik aletlerde marka başvurusu oluyor!”

2011 yılı içerisinde yapılan yabancı marka başvurularının sınıfsal bazda dağılımını gösteren Şekil 16 incelendiğinde, en çok başvurunun yaklaşık %9’luk oranla elektrik ve elektronik alet ve cihazlarının bulunduğu 9. sınıfta gerçekleştiği görülmektedir.  İkinci sırada ise, yaklaşık %7’lik oranla özellikle tıbbi ilaçlar ile medikal ürünlerin yer aldığı 5. sınıf bulunmaktadır. Giyim eşyalarının yer aldığı 25. sınıf, perakende satış  hizmetlerinin yer aldığı 35. sınıf ve temizlik‐
kozmetik ürünlerinin yer aldığı 3. sınıfta yapılan başvuruların ise toplam yabancı marka başvuruları içinde %5’erlik paya sahip oldukları görülmektedir.

Her iki tabloyu değerlendiren herkesin fark edeceği en belirgin özellik, Yurt dışından Ülkemize yapılan marka başvuruları ağırlık olarak sağlık,teknoloji,imalat sektörlerindeyken, bizim yaptığımız başvuruların ağırlıklı olarak hızlı tüketim grubu olan giyim gıda,ve satış yönünde olması.

Bir ekonomist değilim ancak tüm bu verilerden anladığım kadarı ile Ülkemizin ekonomisi tamamen bir tüketim toplumu olma yönünde büyüme göstermiş. Bunun nedeni Toplumsal yapımızın İnsanın, satın alacağı bir ürünün ya da yararlanacağı bir hizmetin öncelikle “sahip olunabilme” değerine ve “imaj”ına bakar hâle geldiği,” ihtiyacından daha fazlasına sahip olma anlayışının egemen olduğu” bir şekle bürünmüş olması.

Bu durumda, mahallemizin “Köşem” pastanesinin kapanma nedeni, toplumun marka imajı baskına dayanamamış olması oluyor.Çeşitli pazarlama stratejileri ve reklâmlar sayesinde insanların mantıklarından çok duygularına hitap eder bir şekilde ürün ve hizmet pazarlamayı başarabilen şirketler ayakta kalmayı hatta büyüme potansiyelini gerçekleştirebilmeyi başarabilirken, bunu başaramayan, buna  eğitim, bilgi ve en önemlisi maddi açıdan imkanı olmayan  küçük ve orta ölçekli işletmeler ise yok olmaya mahkum oluyor.

****

referans :  Türk Patent Enstitüsü 2011 faaliyet raporu

 

 

Article written by Reyhan

Aklımda kırk tilki, kırkınında kuyruğu birbirine değmiyor. İstanbul'da büyüdüm. İstanbul'da yaşam her zaman karışıktır. Bu nedenle hep koşuşturma içerisinde olur insan. Çocukluğumda gazeteci olmak isterdim. Olmadı... Şimdi Blog yazıyorum. Hakkımda daha detaylı bilgiye ulaşmak isteyenler http://www.reyhanacikelli.com/ 'da yer alan kişisel sayfamı inceleyebilirler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Web siteniz mobil uyumlu mu